Sitem bana resmen eziyet etti, son 6 yazım inatla sitede gözükmeyip direk link verdiğim de okunabilir halde sapıkça uzayda salınıyordu. İşin içinden çıkamayıp hepsini silip, copy/paste kralı olmama sebebiyet verip terkardan düzeltme yaptırdı. Sayesinde bugün yememiş, içmemiş, sıçmamış bir ton yazı yazmış gibi bir hal aldım. Edebiyat alemine bombabomba.com gibi düştüm, sanırsın nesir benim göbek adım.
Hatırlarsınız ki üzerinde yaşadığımız yanlardan içe göçük gezegende dönem dönem bir oyuncağın salgını olur. Almayanı döverler, “Nası yani sende yok mu, inanılmaz bişey yaaa” derler, çocuklar aileleri verem edene kadar darlar ki o dünyayı peşinden döndüren ‘şey’ alınsın. Almazsan seni sümüğünde boğana kadar ağlar çünkü. Mesela 84′de bu iğrenç Chucky’nin kız kardeşi olmaya layık Lahana Bebek furyası vardı. Bebek böyle leş itici, post apokaliptik dönem veledi gibi. Kuzenim de vardı mesela, çünkü kuzenim bir leydi ve tüm leydilerin bebekleri olur. Ta ki kol veya bacaklardan biri kopana kadar. Sonra onlar sakatattan daha az değer gören birer çöpe dönüşür. Ha bebeğe beslenen bitmek tükenmek bilmez sevgi bazen çocuğun oynadığı oyunun temasında değişim de yaratabilir. Misal Ayşe’nin(bebeğin adı) ayağı kopar, bebeğin sahibi soranlara “Ayşe kaza geçirdi sakat kaldı” der, yok yere bir de oyuncaktan dolayı hüzün yaratır. 4 yaşında gereksiz drama triplerine girer, ta ki dünyalar yakışıklısı Ken gelip kızımızın gönlünü çalana kadar. 30 cm boyuyla benden fazla hava yapan Ken’e de burdan ifrit olduğumu belirterek uzaklaşıyorum.Ama gel gör 1984 yılında o lahana bebeğin satışının yarattığı pazar 2 milyar dolar. Dolar mı, evet dolar. Bir lahanadan bunu bekler misin ? Bekleyeceksin demek ki. Her türlü sebzeye açık olacaksın.
Sonra şey vardı, hala var da, Rubik Küp. Bugüne kadar 350 milyondan fazla sattığı söyleniyor. Söyleyene soracaksın. Bunu en hızlı çözme şeysi de aklı manyak bir adam olan Erik Akkdersdijk diye bir Çek vatandaşındaymış(7.08 saniye!) Ayrıca bu aletin permütasyonu da 43+ kentilyonmuş efendim. (Kentilyon kaç oluyor lan diyen, cesareti varsa çarpsın: katrilyon x bin)
Dur bak sonra şey vardı; FURBY! Hatırlıyorum bunu, bu güzeldi lan cidden, böyle gremlinlere benziyor diye ayrıca bir sempatim vardı bu tüy yumağına. 98′de 1.8 milyonsatmış bu hayvan da. Tabi bu ilk yıl, totale baktığında 40 milyon adet satılmış. Allah’ım yarabbim biz niye boş boş oturuyoruz, söyle ağzından 2 kelime laf çıkan, yarı sevimli yarı çikin bişey yapacan, salcan piyasaya işte kırcan parayı, neyin doktorası, neyin iş başvurusu ya, gözünü sevem ya.
Sonra ben ilkokuldayken moda olan bir diğer efsane Tamogotchi. Bu manyakların sitesi falan da hala duruyor, şüphelerim var ki hala bir yerlerde bunlarla oynayan çocuklar var, sonları hayrolsun. Deli gibi satıldı bizim memlekette de bunlar, hatırlarsınız yaşınız müsaitse, mavi önlüklü veletler hocalara yakalanmadan hayvanı besiye çekmek için kıyasıya yarışıyordu. Bunların da dünya geneli satış rakamı 40 milyon ve üzeriymiş. Hatta 27 yaşında yarım akıllı diycem olmayacak, ölünün arkasından konuşma styla, bir kadın işte buna tam zamanında tuşlarına basayım derken arabanın kontrolünü kaybedip aracı ağaca çarpıp ölmüş, yanındakini de yaralamış. E nası gerizekalı demiyim şimdi ?
Son olarak da yeni çağın ilahı 7′den 77′ye gideri olan Elmo. Bunun çok güzel bir videosu vardı da aramaya üşendim resmen. Susam sokağının bu leziz karakteri de Tickle Me Elmo yani gıdıkla beni elmo ya da elmo: gıdıkla beni ya da Elmo Komik Kahraman(Bu da Türk işi sinema filmi çevirisi sitili denemem, nassı?). Bu da 30 dolar bişey, kaç milyor sattı bilmiyorum. Güzel bişey tabi.
In Bruges
ken: [looking at a surreal bosch painting] it’s judgment day, you know?
ray: no. what’s that then?
ken: well, it’s, you know, the final day on earth, when mankind will be judged for the crimes they’ve committed and that.
ray: oh. and see who gets into heaven and who gets into hell and all that.
ken: yeah. and what’s the other place?
ray: purgatory.
ken: purgatory… what’s that?
ray: purgatory’s kind of like the in-betweeny one. you weren’t really shit, but you weren’t all that great either. like tottenham.
[pause]
ray: do you believe in all that stuff, ken?
ken: about tottenham?
Aahahah, efsane bir diyalog, az önce sporla alakalı bir yazı okurken birisi yazmış, hatırlattı saolsun, nedir bu Tottenham’ın çilesi gerçekten ya, çok da severim keretaları ama. In Bruges güzel filmdi ha.
Neyse işte oyuncaklar iyidir ya, futbol da güzeldir, top falan, her yer yeşil. Hadi benden bu kadar.


Son Yorumlar